Bomonti’den Levent metro durağına doğru yürüyen kalabalığın içinde, bir anda nefesimi tutturup bırakan bir bakış yakaladı beni. Trump Towers’ın ışıkları altında, Profilo’nun önünden geçen tramvay uğultusuyla karışan o an, bir davet gibiydi.
Şimdi aynı sıcaklık, aynı uzun bakış, kendi yerimde devam ediyor. Kapıyı açtığımda ilk hissettiğin şey, omzuna çarpan hafif nefesim; tenimdeki sıcaklık, dudaklarımdan çıkan her kelimeyle birlikte kalbinin ritmini hızlandırıyor. Cevahir AVM’nin ışıklarının sızdığı perdeler arkasında, hiçbir acele olmadan, tüm duyularını yavaşça uyandırıyorum.
Gece ilerledikçe, o ilk bakışın vaadi gerçek oluyor; bir sonraki derin nefesin, her şeyi anlatıyor.
